BLOG

BLOG

Bir Milletin Umuda Açılan Günü Olan 19 Mayıs’ın Anlamı ve Önemi


Bir Milletin Umuda Açılan Günü Olan 19 Mayıs’ın Anlamı ve Önemi
Eşi benzeri görülmemiş bir varoluş mücadelesinin miladı: 19 Mayıs 1919. Şenliklerle, coşkuyla kutlanan bu gün bir milletin "Ya istiklal ya ölüm!" diyerek memleketi için var gücüyle mücadele ettiği, canını ortaya koyduğu gündür. Tarihin akışı işte bu günde tamamen değişti. Umut, Samsun ufkunda somut bir gerçeğe dönüştü. Gelin, küllerinden doğan bir devletin temelini oluşturan bu önemli güne yakından bakalım.

 

Karanlığın İçindeki İlk Işık

Takvimler 1919 yılının mayıs ayını gösterdiğinde Birinci Dünya Savaşı son bulmuştu. Mondros Ateşkes Antlaşması aylar önce imzalanmıştı. Türklerin yurdu olan Anadolu toprakları dört bir yandan işgal ediliyordu. Osmanlı Devleti yorgundu, halk yıllarca süren cephe savaşlarından bitap düşmüştü. Gökyüzünü âdeta kapkara bulutlar sarmıştı. Pek çok kimse artık kurtuluşu imkânsız bir hayal gibi görüyordu. Mandacılık tartışmaları her yanı sarmış, teslimiyet politikaları izlenmeye başlamıştı.

Zifirî karanlığın ortasında, vatanın bağımsızlığına tüm kalbiyle inanan yılmaz bir irade yükseldi. 19 Mayıs bu umutsuzluk ikliminde patlayan bir volkan oldu. Türk milletinin esarete boyun eğmeyeceği tüm dünyaya ilan edildi: Bu bir uyanış günüydü; bu, küllerinden doğacak Türk milletinin ilk ışığıydı!

 

Bandırma Vapuru ve Samsun'a Çıkış: Stratejik Bir Adım

Bandırma Vapuru ve Samsun'a Çıkış: Stratejik Bir Adım

Bandırma Vapuru 16 Mayıs günü İstanbul'dan hareket ettiğinde güvertesinde vatan aşkıyla yanan subayları, bir milletin bağımsızlık hayallerini taşıyordu. 19 Mayıs sabahı Samsun'a atılan o ilk adım ince bir zekânın ürünü olan son derece stratejik bir hamleydi.

Mustafa Kemal, Samsun halkının gözlerinde vatan sevgisini gördü, fedakârlık duygusunu hissetti. O an büyük Türkiye idealinin gerçekleşeceğine dair inancı perçinlendi. Artık millî mücadele fiilen başlamıştı! 

Samsun'a çıkış, yerel direnişin tek yumruğa dönüşmesinin bir sembolüdür. Bölgesel kurtuluş çabaları ulusal bir merkeze bağlandı. Kurtuluşun fitili burada, Karadeniz kıyılarında ateşlendi.

 

Esaretten Özgürlüğe: Zihinsel Devrim

Samsun'a çıkış askerî bir harekâtın çok ötesindeydi, Mustafa Kemal ve silah arkadaşları zihinsel bir devrimin fitilini ateşlemişti. Artık eski makamların, İstanbul hükûmetinin bu vatan topraklarının bağımsızlığı için yeterli mücadeleyi veremeyeceği açıktı. İngilizler, İtalyan, Yunanlar ve daha nicesi tarafından ablukaya alınmış hâldeki vatan toprağını kurtarma vazifesi milletindi: "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." ilkesi dillere pelesenk oldu. Esaret zincirleri zihinlerde kırıldı.

Özgürlüğe ve bağımsızlığa olan arzusu, vatanına olan aşkı millete kendi kaderini tayin etme gücü verdi. Bu yönüyle 19 Mayıs tarihi bir halkın uyanışı, ulusal egemenlik düşüncesinin ilk filizidir. Tam bağımsızlık ülküsü işte o gün ete kemiğe bürünmüştür.

 

Geleceğin Teminatı: Gençler

Cumhuriyet'in temellerini atmak, işgal altındaki bir vatanı düşman askerlerinden kurtarıp bağımsızlığına kavuşturmak kolay olmadı. 7'den 70'e bütün bir halk var gücüyle mücadele etti. İşte böyle kutsal, böyle fedakâr bir mücadelenin eseri olan büyük Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalmak için Atatürk tarafından gençlere emanet edildi. Atatürk, çağdaş bir zihinle yetişecek gençlerin atalarının emaneti olan Cumhuriyet'i her türlü tehlikeden koruyacağından, onu ebediyen yaşatacağından emindi. 

Atatürk için gençlik biyolojik bir yaştan çok ötedir ve şu sözleri bunun en güzel göstergesidir: "Benim anladığım gençlik, bu inkılâbın fikirlerini ve ideolojisini benimseyip gelecek kuşaklara götürecek kimselerdir. Benim nazarımda yirmi yaşında bir yobaz ihtiyar, yetmiş yaşında bir idealist ise zinde bir gençtir." 19 Mayıs'ın Gençlik ve Spor Bayramı'na dönüşme serüveni de bu inanca dayanır. 

1926 yılında "Gazi Günü" olarak başlayan kutlamalar zamanla tüm gençliğe mâl oldu. Başiktaş Jimnastik Kulübü'nün çabaları, Ahmet Fetgeri Bey'in önerisiyle bayramlaştı. Atatürk için spor zinde bir beden, çevik bir zihin ve ahlaklı bir karakter demekti. Cumhuriyet'in değerlerini yarınlara ulaştıracak olan gençler bu değerlerin taşıyıcısıdır. Bu bayram Atatürk'ün gençlere güvenin en kıymetli göstergesi, onlara bıraktığı en değerli miraslardan biridir.  

 

19 Mayıs'ın Sarsılmaz Ruhuyla Yarınlara!

19 Mayıs'ın Sarsılmaz Ruhuyla Yarınlara!

Bugün 19 Mayıs'ı kutlamak törenlere katılmaktan çok daha fazlasını ifade eder. Bu ruhu yaşatmak Atatürk'ün Gençliğe Hitabe'de belirttiği sorumlulukları anlamak ve o günkü heyecanı günümüzün bilimsel, kültürel ve sportif başarılarıyla taçlandırmaktır. 1981 yılında "Atatürk'ü Anma" ibaresinin de eklenmesiyle bayramın derinliği daha da pekişmiş, millî mücadelenin liderine duyulan minnet, gençliğin dinamizmiyle birleşmiştir.

Milletin bağrından yetişen nesiller bu emaneti sonsuza dek omuzlarında taşıyacak, Cumhuriyet'i ilelebet muhafaza edecektir. 19 Mayıs ruhu her yıl yeniden doğan bir güneş misali yolumuzu aydınlatmaya devam edecek!
 

Ayrıca bu yazılarımızda ilginizi çekebilir: